az önce yaptığım bu felsefi düşünce ile başlık atmak istedim yazıma. iyi de oldu yazı yazmadan önce başlık ne olsa diye düşünmedim. elçin gülmüş, eren* öğrenmiş, ben hani bana hani banana demişim. bugün kara kuşak kazanacağım saçmalamaktan. neyse yazıma bir ciddiyet getirmek istiyorum bu 10 dakika içindeki gülüşüm anlık diyebiliriz çünkü canımı sıkan şeylerin ardı arkası kesilmiyor.
neyse bu yazıda okuyan birileri gülümsesin diye güzel şeyler yazacağım. örneğin bugün analitik geometriden yazılı olduk. sonuçta bize bir aile olmamız öğretiliyor sıradaki arkadaşımız kardeşimiz, öğretmenimiz hem bir baba hem bir ana (hermafrodit [affedin sayısallar tmci gazabı ] ) o zaman neden, neden bu yardımseverlik duygusu köreltiliyor ? hani kardeştik hani nerede o günler ? ben “çatır çutur” soru çözerken yanımdaki arkadaşımın bomboş kağıdı vermesinden (ciddiyim) rahatsız oluyorum ondan çok. neyse velhasılıkelam bugün sınavda gerçekten bütün soruları yaptım fakat yanımdaki biricik şiddet eğilimli arkadaşımın kağıdını boş görünce, ben de kendi sorularımı bitirip canım sıkılmaya başlayınca onları yazıp çözeyim bari dedim. fakat meğersem böyle olmuyormuş, kabul görmüyormuş hocamızca. allaha şükür hocamız beni seviyor da, ve inşallah sözlü notumu düşürmez. hatta kesin düşürmez ya.
2 senedir okuduğum ÇAL*’da idare bölümünün önündeki camların boyaması okulun ilk kurulduğu yıldan kalmış olması* beni cidden sıkıyor ya. özellikle sağ kapıdaki at üstünde mızrakla avlanan adam resmi…suicide. geç saatte yazmamanın dezavantajları işte melankolik yazamıyorum. halbuki ne kadar hoş oluyor melankolik yazdığımda. olsun bu yazıda mutlu olun yeter, ” yüzünüzde bir gülümseme oluşsun” yeter.
eren: biricik sıra arkadaşım
ÇAL: çorum anadolu lisesi
kurulduğu yıl: 1984 fakat şimdiki binada 1992’den beri.
şiddet eğilimli arkadaşım: biricik sıra arkadaşım
biricik sıra arkadaşım: eren





