yazamıyorum demiştim ama yazıyorum işte… bir duygu hissetmek lazımmış yazmak için. aşk,sevgi,şaşırma,hırs,öfke… bilmiyorum neden böyle oldu ama hissediyorum ve yazıyorum sanki bir daha yazmayacakmış gibi. normalde normal seste açıp müziği o şekilde dinlerken, hiç metallica’nın “sert” bir şarkısını son ses açıp kulak zarınızın patlarcasına dinlediğiniz oldu mu ? yapmayın, sadece hırçınlık hissediyorsunuz. düşündüm acaba izlediğim videodan mı, başımın ağrısından mı, çenemin çıkmış olmasından dolayı stresten mi ? sonra sakinleştim ve başladım. yarın sabah erkenden derse gideceğim fakat uyuyamadım, uyumadım. şimdi de bu yazıyı yazıp müphem konuşmak istedim.
bu sene benim için önemli hiçbir şeyi kafaya takmayacağım diyorum ama olmuyor, rahatlayacağım bundan sonra böyle bir düşünce içine dalıyorum şu an. sadece ders çalışmak seneye iyi ve istediğim bir üniversitede istediğim bir şehirde iyi bir bölümde okumak istiyorum, farkındayım o kadar sıkmıyorum kendimi. inanmak başarmanın yarısı derler, kesinkes inanıyorum fakat yine de diğer yarısını daha rahat yol alabilmek için sıkacağım, boğacağım.
mutluluğun bile tersine düştüğü bu yılda ağacın tepesine ulaşmak için yıldızları hedefleyeceğim*. fazla uzatmak istemiyorum çünkü saat geç oldu yatmalıyım, belki son belki son deyişimin ilki ama bu yazı için şimdilik görüşürüz.
*: ” ağacın tepesine ulaşmak istiyorsan yıldızları hedefle” -konfüçyüs-
dipnot: içime sindiğinden şüphe duyduğum bu yazıyı yayımlıyorum, umarım yarın tekrar göz gezdirdiğimde siner.
Number 9
Degisik bir kisiligim var.Tam olarak benden bahsetmek gerekirse; cok gulerim, bazen "garip" davranırım, yasamayi seviyorum. Bu kadar.




